Horlama ve Uyku Apnesi

Horlama ve Uyku Apnesi

Horlama ve uykuda nefes durması (uyku apnesi) nedir?
 
Horlama erişkinlerin yaklaşık yarısında zaman zaman, %25’inde ise sürekli görülür. Önemli bir toplum sağlığı problemidir. Horlama yumuşak damak, küçük dil (uvula) ve dil kökünde bulunan yapıların hava akımı nedeniyle titreşmesi ile ortaya çıkan sestir. Kişinin kendisinin değil aslında yatak arkadaşının problemidir. Horlayan kişi için horlamadan ziyade buna eşlik eden nefes durması sıkıntı oluşturur. Uykuda nefes durması(uyku apnesi) olarak adlandırılan uykuda nefesin 10 saniyeden uzun tutulması veya az alınması, buna bağlı kan oksijen seviyesinin düşmesi ve uykunun bölünerek bu sürecin sonlanması anlamına gelir.
 
Uykuda nefes durması (uyku apnesi) çok ciddi sonuçları olan bir sağlık problemidir ve çoğu zaman tek habercisi horlamadır. Uyku apnesi oldukça ciddi bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, akciğer hastalıkları, felç, beyin kanaması, ani gece ölümleri gibi pek çok hastalığa zemin hazırladığı için dikkat edilmesi gerekir.  Son yıllarda bu rahatsızlığın önemi giderek daha fazla anlaşılmakta ve önemli bir halk sağlığı problemi olarak ele alınmaktadır. Yine ayrıca gündüz uykululuk ve konsantrasyon bozukluğu yaparak trafik, iş ve ev kazalarına neden olabilmekte ve bireylerin iş ve okul başarısını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidir.
 
Neden olur? 
 
Horlama ve uyku apnesini ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Horlama, normalde horlamayanlarda alkol alımı, üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı burun tıkanıklıklarında görülebilir. Sürekli horlayanlarda ise sebep, uzun uvula (küçük dil) ve sarkık yumuşak damaktır. Dil kökünün büyüklüğü, kiloya bağlı boyun ve boğaz bölgesinin de yağlanması ve havanın geçtiği alanın daralması asıl nedenidir. Burunda kemik kıkırdak eğriliği olanlar, burun içinde polip olanlarda da horlama olur.
 
Uyku apnesi daha çok kısa boyunlu, göbekli şişman erkeklerde gözlenir. Yağlanmaya ve diğer nedenlere bağlı olarak boğaz bölgesindeki kasların gevşemesi ve burundan veya ağızdan aşağı hava geçişini engelleyecek şekilde bu bölgeyi kapatması nedeniyle oluşur. Beyni etkileyen, kasları etkileyen hastalıklar da uyku apnesine neden olur. Sigara, alkol, kilo, kalın boyun, geniş göbek çevresi, şeker hastalığı, sakinleştirici ilaç alınması yatkınlığı arttırır.
 
Ne yapmalı, ne zaman doktora başvurmalı? 
 
Horlama sosyal bir problemdir. Bazı önlemler alınmasına rağmen devam ederse tıbbi destek almak gerekir. Bu önlemler içinde en önemlisi kilo verilmesi, adele tonusunu sağlamak için düzenli spor yapılması, alkol ve sakinleştirici ilaç alınmaması, uykudan 2 saat önce ağır yemek yenmemesi, aşırı yorgunluktan sakınmak, stresten uzak durmak, sırt üstü değil yan yatmak ve yatağın baş kısmının eğimini arttırmak sayılabilir.
 
Uyku apnesinde hastaların en sık yakınması sabah yorgun uyanma, gündüz uykulu olma, konsantrasyon bozukluğu ve başağrısıdır. Kişinin uyku kalitesi bozulmuşsa, sabah yorgun kalkıyor ve gün içinde konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsa, gündüz sürekli uyuma ihtiyacı duyuyor ve olur olmaz yerde uyuyakalıyorsa  mutlaka uyku hastalıkları ile ilgilenen bir merkeze başvurması gerekmektedir. Çoğunlukla bu hastalar horladıklarının ve apnelerinin farkında değildirler, bu konuda şikayetçi olan eşleri veya yakınlarıdır.  Eşler ve yakınlar genellikle büyük bir endişe içindedir ve tanık oldukları durum, şiddetli horlamalar arasında nefesin belli bir süre tamamen durmasıdır. Günümüzde uyku apnesi hastalığı tanısı koyulmasını sağlayan tek yöntem uyku testidir(polisomnografi-PSG) Bu hastaların ayrıntılı bir değerlendirme için mutlaka horlama ve apne merkezine başvurmaları gereklidir.
Uyku apnesi tanı için ne yapılmalı? 
 
İlk olarak hastalar bu konuda deneyimli bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından aşağıdaki şekilde değerlendirilir:
 
1- Direkt ışıkla burun, ağız içi ve boğazın muayenesi
 
2- Düz endoskopla (kamerayla) burun ve genizin (nazofarinks) muayenesi
 
3- Fiberoptik kablolu endoskopla geniz, dil kökü, yutak ve gırtlağın (larinks ) muayenesi
 
Bütün bu muayenelerin sonuçları, üst hava yolunu tıkayan veya uyku sırasında daralmasına sebep olabilecek potansiyel sorunların tespiti için çok önemlidir. Bu aşamadan sonra hastaya uyku testi (polisomnografi-PSG) yapılır. Uyku testi olarak adlandırılan polisomnografi bu hastalığın tanısını koymak için altın standarttır. Bir gece hastanede yatarak bu test yapılır. Bazen evde bu testin uygulanabileceği portatif test aletleri de kullanılabilir. Bu test ile kişinin kan oksijen seviyeleri, beyin dalgaları ve solunumu takip edilir. Sonuç olarak saat başına düşen nefes durmaları sayısal bir değer olarak rapor edilir. Horlama için yatak arkadaşının şikayeti yeterlidir.
 
 
Uyku testi aşağıdaki şekilde gerçekleştirilir:
 
1- Uyku merkezinde çok rahat bir ortamda tek kişilik odada hasta uyurken birçok veri elde edilir
 
2- Bu verilerle; apnelerin varlığı, şiddeti, sıklığı, süresi, kanda oksijen düzeyinin düşme oranı, uykunun ne oranda bozulduğu tespit edilir.

 

Sayfamızı Paylaşın